ABD Başkanı Donald Trump, Axios haber sitesine verdiği röportajda gündeme dair açıklamalarda bulundu.
İran’ı tamamen mağlup ettiklerini öne süren Trump, varılan son anlaşmayı “kayıtsız şartsız teslimiyet” olarak gördüğünü ifade etti. Önceki ABD yönetimlerinin aksine İran’a askeri bir darbe vurduklarını ve liderlik kademesindeki önemli isimleri etkisiz hale getirdiklerini kaydeden Trump, “Ali Hamaney’i ben öldürdüm. Ve maalesef oğlu Mücteba Hamaney’i de yaraladım; ki size şunu söyleyeyim, onunla tanışmadım, onunla konuşmadım ama insanlar ondan bahsediyordu. Ancak onda da belli bir cesaret var çünkü kendisi ağır yaralı” ifadelerini kullandı.
“SÜLEYMANİ SUİKASTİ ORTA DOĞU TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK ANLARDAN BİRİYDİ”
İranlı general Kasım Süleymani’nin de kendi döneminde öldürüldüğünü hatırlatan Trump, “Normalde bunu İsrail’le yapmamız gerekirdi. Ve onu öldürdüğümde İsrail son anda geri çekildi, aslında bunun İsrail’le birlikte yapılması gerekiyordu. Ortak bir işti. Üzerinde 30 gün boyunca çalıştık. Sadece bir sürü insanın bulunduğu ticari yolcu uçaklarıyla seyahat ediyordu, çünkü onları vurup düşürmeyeceğimizi biliyordu” değerlendirmesinde bulundu. Süleymani’ye yönelik saldırıyı “kusursuz” olarak niteleyen Trump, “İşte bu, Orta Doğu tarihindeki en büyük anlardan biriydi, çünkü o son 100 yılın en çok korkulan adamıydı. İran bile, Hamaneyler bile, hepsi Süleymani’den korkuyordu” dedi.
“BUNUN BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Trump, İran’ın askeri kapasitesinin son savaş sırasında büyük oranda yok edildiği iddiasını yineleyerek, “Hiç uçakları kalmadı. Çok vardı, 200 taneydiler, hepsi yok oldu. Donanmaları 159 gemiden ibaretti değil mi? Hepsi denizin dibinde” şeklinde konuştu. İranlı üst düzey yöneticilerin öldürülmesiyle rejim değişikliğinin fiili anlamda gerçekleştiğini öne süren Trump, “Onlarla ben uğraştım. Hepsi gitti. Şimdi ise aslında en zeki grup olduğunu düşündüğüm üçüncü grupla uğraşıyoruz. Ve ben aslında bunun bir rejim değişikliği olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Trump, Ülkenin dini lideri Mücteba Hamaney ve yönetimde halen etkin olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) hatırlatılması üzerine, “Bunlar farklı insanlar. oğul Hamaney farklı” değerlendirmesinde bulundu.
“ASLA NÜKLEER SİLAHLARI OLMAYACAK”
İran’ın şu anda “daha az radikal” bir grup tarafından yönetildiğini iddia eden Trump, İran’a yönelik saldırıları neden sürdürmediği yönündeki eleştirilere de yanıt verdi. Trump, “Daha sert olabilmemin tek yolu, oraya iki veya üç haftalığına daha girip canlarına okuyana kadar onları bombalamaya devam etmemdir. Değil mi? Peki ama bu bize ne kazandırır?” diye sordu. Savaşın sona ermesiyle birlikte borsanın tavan yaptığını ve petrol fiyatlarının düştüğünü hatırlatan Trump, “En büyük fark ise İran’ın asla nükleer bir silaha sahip olamayacak olmasıdır. Asla nükleer silahları olmayacak. Tamam mı? Bu çok net ve çok basit” ifadelerini kullandı. Savaşın devam etmesi halinde Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin olumsuz etkileneceğini ve petrol sevkiyatının duracağını vurgulayan Trump, İran’la varılan anlaşma sonrasındaki ekonomik göstergelere atıfla “Borsa binlerce puan arttı. Herkes daha zengin. Şimdi, bunu mu tercih edersiniz yoksa bazı aptal insanlar gibi olmayı mı?” ifadelerini kullandı.
“BAZI SERTLİK YANLILARINA OLAN SAYGIMI KAYBETTİM”
İran’la anlaşmaya giden süreçte bazı insanlara olan saygısını kaybettiğini ifade eden Trump, isim vermekten kaçındı. Bu kişilerin “sertlik yanlıları” olduğunu söylemekle yetinen Trump, “Bakın size ne söyleyeceğim. Ben insanları öldürme peşinde değilim” şeklinde konuştu. Trump, “İran’dan sonra sıra Küba’ya gelecek” yönündeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine, “Bu konuda esneğiz ama Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu işle detaylı şekilde ilgileniyor. Bu arada Marco dahil tüm ekibim çok iyi bir iş çıkarıyor. Ama Marco’nun ailesii Küba’dandı” dedi. Küba’yı askeri bir operasyon gerçekleştirdikleri Venezuela ile karşılaştıran Trump, “Aradaki fark şu ki Venezuela’nın petrolü var, Küba’nın ise yok. Küba güzel topraklara ve güzel bir kıyı şeridine sahip” diye konuştu.
“BEN OLMASAYDIM BUGÜN İSRAİL DİYE BİR YER OLMAZDI”
Bir soru üzerine İran’a ve Venezuela’ya yönelik askeri operasyonları kıyaslayan Trump, “İran operasyonunun bir bakıma silah gücü açısından Venezuela’dan çok daha büyük, çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. İran’a yönelik saldırıların bir zorunluluk olduğu iddiasını yineleyen Trump, “Onları durdurmak zorundaydım çünkü nükleer bir silahları olsaydı, onu kullanırlardı. Ben olmasaydım bugün İsrail diye bir yer olmazdı” dedi. Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde yapılan İran nükleer anlaşmasını (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) kendisinin sonlandırdığını hatırlatan Trump, “Aksi takdirde 5 yıl önce nükleer silaha sahip olmuş olacaklardı. Bana sorarsanız, son savaşın ilk haftasında da kullanırlardı. Ve İsrail artık bizimle olmazdı. Eğer bunu yapmamış olsaydım, İsrail yıllar önce yok olup gitmişti” şeklinde konuştu. İran’ı vurmamaları halinde Tahran rejiminin sahip olacağı nükleer silahları İsrail’in yanı sıra Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn’e karşı da kullanabileceğini iddia eden Trump, “Çünkü savaş başladığında sanırım en çok şaşırdığım şey, neredeyse anında bu diğer 5 ülkeye de füzelerin yağması oldu. ‘Bunu neden yapıyorlar?’ dedim. Ve bu ne işe yaradı biliyor musunuz? O 5 ülkeyi doğrudan benim kucağıma itti. Harikaydılar” ifadelerini kullandı.
“NETANYAHU’NUN MANTIKLI DAVRANMASINI SAĞLAMALIYIZ”
Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilişkisinin nasıl olduğu yönündeki soruya, “Güzel, ancak biraz mantıklı davranmasını sağlamalıyız” yanıtını verdi. “İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını kontrol altına alabilecek misiniz?” sorusu üzerine ise Trump, “Evet, alabileceğim. Bana çok büyük saygı duyuyorlar ve ne dersem onu yapıyorlar. Bunu unutmayın. Eğer Obama döneminde yapılan İran nükleer anlaşmasını sonlandırmamış ve 10 ay önce B-2 bombardıman uçaklarıyla İran’ın nükleer tesislerine saldırmamış olsaydım, bugün İsrail diye bir yer olmazdı” değerlendirmesini yaptı.











